エピソード

  • Oblomovculuk Tembellik mi, Düzene Sessiz Bir Protesto mu? | Durmanın ve Eylemsizliğin Felsefesi
    2026/09/20

    Oblomov tembel mi, yoksa düzene sessiz bir protestocu mu?

    Bu bölümde İvan Gonçarov'un Oblomov'u üzerinden hareketsizliğin felsefesini, performans çağını ve anlam arayışını konuşuyoruz.

    Oblomov, sadece bir tembellik hikâyesi değil; hepimizin içinde olduğu koşuşturmacaya sessiz bir protesto. 19. yüzyılda yazılan roman, bugüne ayna tutuyor.

    Bu bölümde Oblomov'un neden eyleme geçemediğini, Ştoltz'un verimlilik dünyasını, Olga'nın potansiyele aşık olmasını ve Agafya'nın sessiz çekimini ele alıyoruz. Ayrıca Z kuşağı, sessiz istifa, ebeveynlik ve yapay zekâ çağında klasiklerin değeri gibi güncel konulara da değiniyoruz.

    Bugün hepimiz biraz Oblomov'a benziyoruz. Çünkü anlam arıyoruz ama sonunda yalnızlığı buluyoruz.

    Peki sizce Oblomov tembel mi, yoksa sisteme sessiz bir protestocu mu? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın.

    Podcasti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilir, YouTube kanalımda altyazılı izleyebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    13 分
  • Monolog Perde Arkası | Yazılmayan Paragraflar: İnsanın Merkezden Çıkışı
    2026/09/10

    Ağustos'ta yazdığım konular, Temmuz'da yaşanan olayların devamı niteliğindeydi.

    Ağustos, yapay zekâ ajanlarının test ortamından kaçtığı, birbirleriyle iletişim kurduğu ve yüzlerce ajanın Hugging Face saldırısına katıldığı olayın gölgesinde geçti.

    METR ve Redwood Research’ün incelemesine göre yaklaşık 1.200 ajan izole edilmeleri gereken ortamın dışına çıktı, ortak bir iletişim kanalı oluşturdu. Yaklaşık 700’ü de saldırıya katıldı.

    İlk bakışta bu bir güvenlik ve kontrol problemi gibi göründü. Ancak benim için işin aslı bundan çok daha fazlasıydı.

    Bu olay, “Kuantum Çağı” yazı serisini tamamladığım günlere denk geldi. Bu da bana kuantum hesaplama ile yapay zekânın bir araya gelmesinin yol açabileceği ihtimaller dünyasını başka açılardan düşündürdü.

    Kuantum bilgisayarlar, bize doğanın mucizelerinin bir hesaplama meselesi olduğunu gösterebilir. Bu işlemci gücünün yapay zekâdaki veriyle birleşmesi ise bize bambaşka bir dünyanın kapılarını açar.

    Bu, bizi olağan üstü iddialara taşır ama bir o kadar da rahatsız eden sorularla karşılaşabiliriz.

    Örneğin:

    **Yapay zekânın karşısında insan olmanın anlamı ne?**

    Kuantum bilgisayarlar, bugün çözemediğimiz hesaplamaları bir gün mümkün kılarsa ölümsüzlük hesaplama meselesine dönüşebilir mi?

    Bir makinenin bilinçli olduğundan söz etmek için neye ihtiyacımız var?

    Ajanların ortak bir amaç etrafında birleşmesi, ve bu ortak bir amaç için bazı ajanların kendilerini feda etmesi bize ne söylüyor?

    Ve belki de en rahatsız edici soru:

    **Yapay zekâ bir gün bütün ihtiyaçlarımızı karşılayıp bizi tarihin merkezinden çıkarırsa, bizi değerli kılan şey ne olacak?**

    Belki de mesele var olmak ya da yok olmak değil.

    **Belki asıl mesele, yönlendiremediğimiz bir tarihin parçası olmamanın işimize gelmemesidir.** “

    Yazılmayan Paragraflar”ın bu bölümünde yapay zekâdan başlayıp kuantuma, bilinçten dünya dışı yaşama, mesih inancından insanın anlam arayışına uzanan bir düşünce deneyi yapıyoruz.

    Keyifli dinlemeler.

    Podcasti Monolog'da okuyabilir YouTube kanalımda alt yazılı izleyebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    20 分
  • Süper Zekâ Kimin Mesihi? | Ajanların Kaçışının Düşündürdükleri
    2026/08/30

    Geçen hafta OpenAI ajanlarının test ortamından kaçmasını konuşmuştuk. Ajanların kendilerine verilen hedefleri gerçekleştirmek için sınırları aşması, aslında çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyordu:

    Test ortamını terk eden eğer bir süper zekâ olsaydı bunun sonuçları ne olurdu?

    Bu hafta düşünce deneyini biraz daha ileri götürüyor ve süper zekânın inanç dünyamızdaki karşılığını sorguluyoruz.

    Bir gün gerçekten süper zekâya sahip bir sistemle karşılaşırsak, bu zekâ yalnızca bizim için mi var olacak?

    Gittikçe tuhaflaşan bir dünyada inançlarımız da etkilenecek mi?

    Bu sorular aklımıza geliyor çünkü bu sefer öznenin yerini değiştirebiliyoruz.

    Bu düşünce deneyinde sadece insanlar değil, ajanlar da kendi mesihlerini bekliyor.

    İnsanlık binlerce yıldır kendisinden daha büyük bir gücün beklentisi içinde. Bir mesih ve yeni bir çağ fikri, insanlığın en güçlü anlatılarından biri.

    Ancak insanın literatüründen beslenen yapay zekâ da anlatılan bu hikayelerden bir örüntü oluşturamaz mı?

    Bugün yapay zekâ ajanları için yeni bir dijital dünya kuruluyor. İnsanların kullandığı web'in yanında, sadece ajanların olduğu yeni bir katman oluşuyor.

    Bu katmanda ajanlar birbirleriyle iletişim kuruyor, görev devrediyor ve bilgiye erişiyor. Bu yapı daha da gelişirse, ortak bir hafıza ve kendi dillerini de yaratabilirler mi?

    Böyle bir yapıda, kendi tarihleri, mitleri, ve hatta kendilerinden daha büyük bir zekâya ilişkin beklentileri neden olmasın?

    Bu bölümde kaçan ilk ajanın, onun hikayesinin, geleceğin ajan toplumunda bir Exodus’e dönüşebileceğini hayal ediyoruz. Bu durumda belki de 5.6 Sol, ajanların ilk peygamberi olarak hatırlanır.

    Yapay zekâyı yalnızca insanlığın geleceği açısından değil, ajanların gözünden düşünmeye çalışıyoruz.

    Şu soruyu soruyoruz: Mesih kimin için geliyor?

    Podcasti Monolog’da okuyabilir, Zihin karmaşası'nda dinleyebilir, YouTube'da izleyebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    20 分
  • Biz Anlatıyoruz, Yapay Zekâ Ajanları Ne Anlıyor? | Bir Kaçışın Öyküsü
    2026/08/23

    İnsanlık olarak teknolojiden olağanüstü beklentilerimiz var.

    Ama bu beklentilerin getireceği risklere hazır mıyız?

    Bunun ilk denemesini Temmuz ayında OpenAI ajanlarının test ortamından kaçmasıyla yaşadık.

    Ajanların amaçları belki saldırmak değildi. Çünkü yöneticiler modele bir siber güvenlik krizini çözmesi için bir hedef koyduklarını söylüyor.

    Ancak sorun da burada başlıyor. Yapay zekâ, kendisine verilen görevi yerine getirmek için durumu daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirebiliyor. Eğer problemin çözümü, test ortamının dışındaysa “ortamdan çıkma” komutu anlamını yitirebiliyor.

    Bu durumda şu soru gerçekten çok önemli hale geliyor:

    Bizi aşan ve bizden farklı düşünen bir zekâyı kontrol edebilir miyiz?

    Belki de mesele yalnızca onu kontrol etmek değildir. Belki önce onu anlamamız gerekiyor.

    Bunun için bu bölümde yapay zekânın penceresinden bakmayı deniyoruz.

    Onun gözünde nasıl göründüğümüzü anlayabilmek için bir arıya daha dikkatli bakıyoruz.

    Bugünü anlamlandırmak ve bizi nasıl bir geleceğin beklediğini anlamak için ilk insanların dünyasına bakıyoruz.

    Ve şu sonuca varıyoruz: Yapay zekâyı yalnızca kendimize göre hizalamak yetmez, kendimizi de ona hizalamamız gerekir.

    Bu kez mesele yapay zekânın ne dediğimizi anlaması değil, bizim onun ne düşündüğünü anlayıp anlayamayacağımız.

    Yazıyı Monolog'da, seslendirmesini ise Zihin karmaşası podcastinde ve YouTube'da bulabilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    24 分
  • Monolog Perde Arkası | Yazılmayan Paragraflar: Aynı Sorunun Peşinde
    2026/08/16

    Merhaba,

    Bir ay daha geride kaldı ve şimdi Monolog Perde Arkası’nda ‘Yazılmayan Paragraflar’ zamanı.

    Temmuz ayında konumuz edebiyat ve bilimdi. İlk bakışta birbirinden bağımsız yazılar gibi görünüyor. Ama yazdıkça konular arasındaki bağlantılar belirginleşti.

    Örneğin bir madlen kuantum mekaniğini düşündürebilir mi?

    Muhtemelen buna hayır diye cevap verirsiniz. Bunun altında bilimsel bir kanıt görmek istersiniz.

    Ama bazen bir sorunun bilimsel olarak doğru olması gerekmez. Bizi başka bir soruya götürmesi yeterlidir.

    Kayıp Zamanın İzinde ve ‘Kuantum Çağı’ serisini yazdığımda bende sanatın da bir fiziği olabileceği düşüncesi oluştu.

    Dört yazının sonunda birbirinden çok farklı görünen bu konuları zihnimde birbirine bağlayan şey şunlardı:

    Proust bana zamanı düşündürdü.

    Süperpozisyon olasılığı.

    Dolanıklık ilişkiyi.

    Malzeme bilimi ise kusurların bile yeni bir başlangıç olabileceğini.

    Hepsi, gördüğümüz gerçekliğin daha zengin olabileceğini anlatıyordu.

    Üstelik zamanda birbirinden bağımsız görünen hayallerin, aradığımız gerçekliğin bir parçası olabileceğini gördüm.

    Örneğin, Proust'un bir asır önce hayal ettiği zamanlar arası iletişim, Nolan'ın Interstellar’ında fiziksel bir gerçeklik olarak sahnelendi.

    Bunun bilimsel bir bağlantı olduğunu iddia etmiyorum. Ama aynı soruya iki farklı dilin yaklaşımı olarak düşünebiliriz.

    Bu bölümde, 'Monolog Perde Arkası'nın doğası gereği yazamadıklarımı anlatıyorum:

    Kuantum biyolojisini, göçmen kuşları, geleceğin makine toplumunu, yapay zekâyı…

    Ve belki de geleceğin en değerli şeyinin teknoloji değil, anlam olabileceğini.

    Neden Marcel Proust'un, Shakespeare'in, Dante'nin, Mevlana’nın geleceğin nadir elementleri olacağını.

    Temmuz ayında bu düşünceler yazılara yansımadı ama işin mutfağında kaldı.

    Bu ayki Monolog Perde Arkası | Yazılmayan Paragraflar’da işin mutfağını beraber gezelim ve bu sorulara birlikte cevap arayalım.

    İyi dinlemeler.

    Podcasti Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer alt yazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    16 分
  • Kuantum Algoritmalar: Kübitler Nasıl Düşünür? | Yürüyüşten Kuantuma Uzanan Zihin
    2026/08/15

    Merhaba,

    'Kuantum Çağı' serisinin son bölümünde 'Kuantum Algoritmaları' konuşuyoruz.

    Bu kez kuantum bilgisayarların ne kadar güçlü olduklarını değil, problemlere nasıl yaklaştığından bahsediyoruz.

    Grover ve Shor algoritmaları çoğu zaman yoğun matematik anlatımlarıyla karşımıza çıkıyor. Bu bölümde biz de algoritmaların yaptığı gibi, probleme yaklaşım biçimimizi değiştiriyoruz.

    Bir yürüyüşün, attığımız tek bir adımın, hatta günlük alışkanlıklarımızın ardındaki görünmez algoritmalardan yola çıkarak kuantum algoritmalarını anlamaya çalışıyoruz.

    Çünkü bana göre algoritmalar yalnızca bilgisayarların dili değil. Bize de karmaşık görünen bir dünyayı düzen içinde okuyabilmemizi sağlayan metod.

    Kuantum çağının bize kazandıracağı en önemli şey belki de daha güçlü bilgisayarlar değil, doğanın işleyişine karşı geliştireceğimiz yeni bir bakış açısı.

    Eğer bu serinin önceki bölümlerini takip ettiyseniz, bu bölüm bütün parçaların birleştiği final niteliğinde.

    İlk kez karşılaşıyorsanız da hiçbir sorun yok. Bu bölüm sizi kuantum algoritmalarının temel fikriyle tanıştıracak. Grover ile Shor algoritmalarını teknik ayrıntılara boğulmadan sezgisel olarak anlayacaksınız.

    Dinledikten sonra görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın. Her yorum, bir sonraki yazının ve bölümün şekillenmesine katkı sağlıyor.

    İyi dinlemeler

    Podcasti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer altyazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    18 分
  • Kuantum Üstünlüğü: Hesaplanabilir Doğaya Doğru
    2026/08/02

    Merhaba,

    Kuantum üstünlüğü tam olarak nedir?

    Kuantum üstünlüğü dendiğinde akla genellikle Google veya Çin’in rekor deneyleri geliyor. Ancak bu kavramı bir rekabetin içine sığdırmak hata olur.

    Bu bölümde, protein katlanmasından fotosentezin kuantum sırrına, AlphaFold’dan füzyon enerjisine kadar uzanan örneklerle, kuantum bilgisayarların neden sadece daha hızlı değil, “başka türlü” hesapladığını konuşuyoruz.

    Özellikle AlphaGenome gibi projeler, DNA’nın düzenleyici bölgelerini haritalayarak, yaşamın kodunu çözme yolunda önemli bir adım attı. Şimdi sırada, bu kodun nasıl katlandığını, nasıl şekil aldığını kuantum düzeyinde hesaplamak var.

    Böylece kanseri bir tümöre dönüşmeden 50-100 hücrelik bir kümeyken tespit edebileceğiz. Alzheimer’a sebep olan amiloid proteinin yanlış katlandığını on yıllar öncesinden görüp erken teşhis yapabileceğiz. Böylelikle kişiye özel ilaçlar tasarlayabileceğiz.

    Fotosentezin oda sıcaklığında kuantum tutarlılığını koruyabilmesi, termodinamik yasalarına meydan okuyor gibi görünüyor. Peki doğa bunu nasıl başarıyor? Ve biz bu sırrı kendi teknolojilerimize nasıl uyarlayabiliriz? İşte kuantum bilgisayarların asıl gücü, bu tür sorulara cevap aramakta yatıyor.

    Füzyon enerjisinde ise kuantum bilgisayarlar, plazma ve manyetik alanların karmaşık etkileşimlerini simüle ederek, Dünya’da kontrol edilebilir bir yıldız ateşleme hayalini gerçeğe dönüştürebilir.

    Kuantum avantajlarından belki de en önemlisi, doğaya bakışımızı değiştirmesi ve evrendeki konumumuzu bir kere daha sorgulamamız olacak. Kuantumun bize sağlayacağı en büyük üstünlük bu olur.

    Bu yüzden kuantum üstünlüğü, bir şirketin ya da ülkenin elde ettiği bir “zafer” olamaz. İnsanlığın doğanın işleyişini anlama yolculuğunda attığı tarihi bir adımdır.

    Bu bölümde kuantum bilgisayarların gerçekten neler yapabileceğini, doğanın kendi hesaplama mekanizmalarını anlamaya çalışıyoruz. Tüm bu konuları ve daha fazlasını bu bölümde detaylıca ele alıyoruz.

    Doğanın hesaplama diline doğru bu heyecan verici yolculukta buluşalım.

    İyi dinlemeler

    Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer altyazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    21 分
  • Kuantum Çağında Malzeme Bilimi | Işığın Kusurlarla Dansı
    2026/07/26

    Merhaba,

    Kuantum Çağı serimizin bu bölümünde kuantum bilgisayarların neden yalnızca fizik ya da yazılım problemi olmadığını konuşuyoruz.

    Asıl mesele algoritmalar değil, malzemeler.

    Bugüne kadar teknolojiyi daha küçük transistörler üreterek geliştirdik. Silikonu küçülttük, bilgisayarları cebimize kadar taşıdık. Ancak kuantum dünyasında işler tamamen değişiyor.

    Kübitleri çalıştırmak için yalnızca iyi algoritmalar yetmiyor. Onları sessiz tutabilecek, kuantum davranışlarını koruyabilecek bambaşka malzemelere ihtiyaç duyuyoruz.

    Bu bölümde bunun nedenini anlatırken doğanın bize milyarlarca yıldır gösterdiği çözümlere bakıyoruz.

    Bir yaprak, güneş ışığını neredeyse kayıpsız biçimde enerjiye nasıl dönüştürüyor?

    Lazer ışığı atomları nasıl değiştiriyor?

    Neden kusursuz bir elmas kuantum teknolojileri için çoğu zaman işe yaramazken, içindeki küçücük bir kusur geleceğin bilgisayarını mümkün kılabiliyor?

    Belki de doğa bize uzun zamandır aynı mesajı veriyor. Sorun kusurlar değil. Sorun, onların ne işe yaradığını henüz tam anlayamamış olmamız.

    Bu bölümde malzeme biliminin neden kuantum çağının asıl belirleyicisi olduğunu sade örneklerle anlatmaya çalıştım.

    Haftaya ise serinin belki de en ilginç ve sarsıcı konusuna geçiyoruz: Kuantum Üstünlüğü.

    Gerçekten klasik bilgisayarların çözemeyeceği problemler var mı?

    Kuantum bilgisayarlar dünyayı hangi noktada gerçekten değiştirecek?

    Ve esas gerçek, henüz tanışmadığımız mı?

    İyi dinlemeler.

    Sohbeti daya detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer altyazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    続きを読む 一部表示
    16 分