エピソード

  • Ashish Kothari: “Biz ‘Swaraj’ deriz; bu, ‘kendi kendini yönetme’ anlamına gelir.”
    2026/08/26

    22 Ağustos’ta Hindistan’ın Pune kentinden bize katılan çevre aktivisti ve yazar Ashish Kothari ile yaptığımız röportajı dinliyoruz.

    Ashish Kothari, iklim ve çevre, toplumsal ilerleme ve toplumsal değişim alanlarında oldukça geniş bir yelpazede önemli çalışmalara imza atmış bir isim. Bugün de Hindistan’ın dört bir yanında, yerel topluluklarla birlikte çevre mücadelesini sürdürüyor.

    Röportajımızın en dikkat çekici bölümlerinden birini, Hindistan’ın köylerinde yaşayan Dalit kadınlarının mücadelelerine ilişkin verdiği örnekler oluşturuyor. Kothari, bu mücadelelerin temelindeki yaklaşımı kendi sözleriyle şöyle anlatıyor: “Biz Swaraj deriz; bu, ‘kendi kendini yönetme’ anlamına gelir. Demokrasi budur. Demokrasi, beş yılda bir seçimlere gitmekle ilgili değildir. Bizim burada ortaya çıkan slogan şu: ‘New Delhi’deki hükümeti biz seçiyoruz ve köyümüzdeki hükümet de biziz.’”

    Hindistan’daki Dalit kadın çiftçilerin kolektif tarım ve gıda egemenliği çalışmaları ile Adivasi topluluklarının ormanlarını koruyarak geliştirdikleri yerel ve özerk yönetim pratikleri, yaşamı korumak için kolektif hareket etmenin umut verici örneklerini sunuyor.

    Kothari’nin anlattığı bu yönetim anlayışında kararlar yalnızca köy meclisi tarafından alınıyor; kadınlar ve hatta çocuklar da dahil olmak üzere köyde yaşayan herkesin karar alma süreçlerine anlamlı biçimde katılabilmesi için yöntemler geliştiriliyor. Kothari’ye göre gerçek demokrasi de tam olarak burada başlıyor.

    続きを読む 一部表示
    30 分
  • Ganj Nehri, Himalaya nehirleri… özellikle de Assam ve Bengal’den geçen Brahmaputra’ya uzanan bu bölgelerin hepsinde mevsimsel sel yaşanıyor.
    2026/08/19

    Hindistan’ın kuzeydoğu Assam ve güneybatısında yer alan Kerala eyaletlerinde şiddetli Muson yağmurları nedeniyle ciddi sel yaşanıyor. Assam’da yaklaşık 2 bin 600 köy bu felaketten etkilendi. 170 bin kişi, şehirlerin çeperlerindeki tahliye merkezlerinde geçici olarak barınıyor ve neredeyse 3 bin kişi hayatını kaybetti.

    Geçtiğimiz hafta, Keralada yaşayan ve yerlisi olan Bilal Jamal'e ulaştık. Bu zorlu koşullara rağmen bize katıldı ve kısa ve öz, bu sel ile ilgili bizimle konuştu. Bilal ile telefonda konuşurken, bana bu sel felaketinin sadece Hindistan ile sınırlı olmadığını, bunun kıta ölçekte bir felaket olduğunu söyledi. Ayrıca, burada yaşayan insanların hayatlarının son derece savunmasız olduğunu da belirtti; şehirde uygun altyapı yok, dereler üzerine inşaat projeleri ile dışarıdan gelen sermaye, bölgeyi daha da vahim hale getirdi. Bunun sonucunda, “Orada yaşayan bizim gibi insanlar her seferinde hükümet tarafından başka yerlere yerleştirilmek zorunda kalıyoruz,” diye paylaştı.

    Özellike, Kerala’da derelerin daralması ve nehir çevresindeki alanların yapılaşmaya açılması gibi insan kaynaklı müdahalelerin selin etkilerini ağırlaştırdığını söyleyen Bilal, hükümetlerin çoğu zaman önleyici tedbirler almak yerine ancak felaketlerin ardından daha sıkı düzenlemelere başvurduğunu savunuyor.

    Röportajın sonunda en çarpıcı kısım ise Delhi’deki öğrenci protestoları ile Assam’daki sellerin aynı döneme denk gelmesine rağmen medyada ve siyasi tartışmalarda sel felaketlerinin yeterince gündeme getirilmediği ve özellikle iklim krizi ve kast eşitsizliği gibi daha geniş toplumsal sorunların protestoların gündeminin dışında kaldığı dile getirildi.

    Hindistan'ın Kerala bölgesinde Bilal Jamal'ı kulak veriyoruz.

    続きを読む 一部表示
    26 分
  • Dipesh Chakrabarty: "Yaşam olarak içinde bulunduğumuz olgu, tam da yaşamın 'korumaya' çalıştığı şeyin kendisidir"
    2026/08/12

    Geçen hafta Sebte’de yaşanan endişe verici olaylar nedeniyle bir ara vermiştik. Bu hafta post kolonyal düşünür, yazar ve tarihçi Dipesh Chakrabarty ile yaptığımız röportajın geri kalan kısmını devam ediyoruz.

    Konuyu kısaca özetlemek isterim: Dipesh Chakrabarty y ile yaptığımız röportajın ilk yarısında, Dipesh’in çalışmalarına baktığımızda, aklıma esasen şu soru geldi: Küreselleşme gibi bir post kolonyal bağlamda —özellikle de Dipesh’in yaşadığı dönemde— çeşitli insan hakları sorunları gündeme gelirken, Dipesh Chakrabarty kendini nasıl oldu da iklim tarihi, gezegensel kavram ve Antroposen gibi konularla ilgilenir hale getirdi? Bu temel bir soruydu ama açıkçası Dipesh’in bu konudaki tutumunun ardındaki nedenleri merak ediyordum.

    Dipesh, kişisel hafızası ile o dönemin tarihsel bağlamı arasında olağanüstü bir bağlantı kurmuştu. Kısacası, o dönemde “iki kültür sorunu”ndan bahsetti. Bu ayrım, bilim insanları (bilimle uğraşanlar) ile beşeri bilimler arasında mevcuttu ve birbirlerini hiç dinlemiyorlardı. İklim yıkımının gerçeği herkesin gözünün önündeydi. Avustralya’da doktora çalışmasını sürdürdüğü sırada meydana gelen 1990’ların büyük ölçekli orman yangınlarından bahsetti. “Avustralya’da çevre bilimi okuyan arkadaşlarıma sürekli “Yangınlar neden bu kadar şiddetliydi?” diye soruyordum, dedi. Hepsi de “Bu sıradan bir kuraklık değil” diyordu. Oysa o ana kadar kimse “iklim değişikliği” konuya dikkat etmemişti”, demişti.

    Bu bölümde Dipesh, bu konuyu daha derinlemesine ele alıyor. Edgar Morin’in Karmaşık Düşünceler adlı çalışmasında de yer alan ve benim ona yönelttiğim “polikriz” ya da “çoklu krizler” sorusuna yanıt veriyor. Bu çoklu kriz konusundaki tartışmasına, özellikle de yaşamın korunmasına kadar devam ediyor.

    Dipesh Chakrabarty bir tarihçi olduğu için, bizi düşünmeye sevk eden pek çok referans veriyor. Sohbetimizde Mahbub ul Haq, Amartya Sen, Martha Nussbaum ve Milton Friedman gibi isimler de yer alıyor. Son olarak, ona yönelttiğim şu son soruyu da yanıtlıyor: “Elbette, hem geçmişte hem de şu anda gerçekleşmekte olan pek olayı aynı anda tanıklık ettiğimiz örnek var. Bu nedenle size son sorum şu: Bu birbiriyle örtüşen olaylar veya durumlar çalışmalarınızı nasıl etkiledi ya da etkiliyor?”

    Buradan Dipesh’e değerli zamanını ayırdığı için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Samimi ve mütevazi, günümüzde bizle olmaya devam eden bir düşünür ve tarihçi; adeta bir rol modelimiz.

    続きを読む 一部表示
    26 分
  • Ceuta (Sebte): Görüntü, Hakikat ve Tanıklık
    2026/08/05

    Postkolonyal düşünür, yazar ve tarihçi Dipesh Chakrabarty ile yaptığımız röportajın yayınlanmamış bir bölümü daha var. Bu röportajı gelecek haftaya ertelemek zorundayız. Bildiğiniz üzere, İspanya’nın Ceuta veya Sebte bölgesindeki durum günlerdir gündemde. Ana akım medyada çok sayıda görüntü yer alıyor. Günlerdir bu görüntüleri izlerken, bunların bizim üzerimizde de bir etkisi olduğunu düşündüm. Bizi bir tür seyirciye dönüştürüyorlar.

    Bu vesileyle, yarınki programımızda, İspanya’da doğmuş, Türkiye’de yaşayan ve İstanbul Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi alanında doktora derecesini tamamlamış araştırmacı Carlos Sánches konuğumuz olacak. Carlos, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Dini kimlik ve göç konularında uzman.


    Dün Carlos ile konuşurken, bu röportajı nasıl yapılandıracağımız üzerine uzun uzun konuştuk. Yukarıda bahsettiğim “Görüntü, Hakikat ve Tanıklık” başlıklı röportaj fikri aklımıza geldi ve Carlos, benim ile alt başlıklar şu şekilde paylaştı:

    •⁠ ⁠İnsanların (göçmenlerin) bir araç olarak kullanılması

    •⁠ ⁠⁠Avrupa’daki Fas lobisi ve İspanya-Fas ilişkileri

    •⁠ ⁠⁠Batı Sahra (sanırım Türkiye dinleyiciler bu konuya ilgi duyacaktır)

    •⁠ ⁠⁠ve tabii ki İspanya’nın son orman yangınlarını konuşmak.

    続きを読む 一部表示
    26 分
  • Dipesh Chakrabarty: “Yangın neden bu kadar büyüdü?” Hepsi de “Bu sıradan bir kuraklık değil, bu iklim değişikliği” diyorlardı.
    2026/07/29

    ​24 Temmuz 2026 tarihinde, Berlin’den önemli bir postkolonyal düşünür ve tarihçi, Dipesh Chakrabarty ile konuşma fırsatı buldum.


    Hatırlarsınız, 2000’li yıllarda, Dipesh Chakrabarty, Provincializing Europe: Postcolonial Thought and Historical Difference (Avrupa’yı Taşralılaştırmak: Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık) başlıklı çığır açıcı bir kitap kaleme aldı. O günden bu yana, neredeyse hepimizin entelektüel yolculuğunda önemli bir düşünsel referans olmuştur.

    1980’li yıllarda Hindistan’da Tarihçi Ranajit Guha’nın öncelik ettiği, Hindistan'da o zamana kadar yapılmış tarih çalışmalarına yönelik yeni bir yaklaşımı öne çıkarmıştı; bu yaklaşım, Edward Thompson’ın izinden giden (History from below) “Aşağıdan gelen tarih”e yöneliyordu. Bu da, daha sonra Hindistan bağlamında yeni bir tarihsel bakışı ön plana çıkardı ve “Subaltern Studies Group” diye bir-takım insanlar bir araya geldi. Ve Subaltern Studies Group, isimler arasında Shahid Amin, Gyanendra Pande ve Dipesh Chakrabarty de yer alıyordu.


    Dipesh Chakrabarty’nin tarihe yaklaşımı, diğer postkolonyal düşünürler arasında, beni başından beri düşündürmüştür. Bu yaklaşım, 'Planetory', 'Anthropocene' ve 'Climate History' gibi hayat bilgisine yakından ilişkili. Dipesh’in diğer çalışmaları arasında 2021 tarihli The Climate of History in a Planetary Age ve 2023 tarihli One Planet, Many Worlds: The Climate Parallax, Waltham, Mass de yer alıyor.

    Şimdi, bu çalışmalara baktığımda, zihnimde temel olarak şu soru geliyor: Küreselleşme gibi postkolonyal bağlamda –özellikle de Dipesh’in yaşadığı dönemde– çeşitli insan hakları meseleleri gündeme gelirken, Dipesh Chakrabarty nasıl kendine iklim tarihi, gezegensel kavramı ve Antroposen gibi meseleler içinde buldu? Temel bir soru ancak Dipesh’in bu konudaki tutumunun ardındaki nedenleri merak ediyorum, açıkçası.

    Not: Dipesh ile yaptığımız röportaj 55 dakika sürdü. Bu nedenle röportajı iki bölüme ayırdık. Bu hafta bir bölümü, gelecek hafta ise diğer bölümü dinleyeceksiniz. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, bu röportaj, benim için çok zihin açıcı oldu, yaptığımız bu röportajda hem tarih hem eleştiri hatta özeleştiri içeren noktalar mevcut.


    77 yaşındaki Dipesh Chakarbarty, alçakgönüllü ve sıcak bir gülümsemeyle bizi selamlıyor.

    続きを読む 一部表示
    29 分
  • En yüksek kârı elde eden özel şirketlerin yaptığı iki şey: Sınır dışı edilecek insanların yerleştirildiği cezaevlerini işleten şirketler olması ve bu şirketlerin yeraltı suyu kaynaklarını tüketen devasal çevre kirliliği kaynağı olması
    2026/07/22

    30 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul saatiyle 11:30’da, Londra’dan, Corpwatch yönetici direktörü ve Iraq, Inc.: A Profitable Occupation kitabının yazarı Pratap Chatterjee ile röportaj yapma fırsatı bulduk.

    Pratap Chatterjee, bu röportajda, “DonaldTrump’s world of CRYPTO CZARS, TECH TITANS & PRISON PROFITEERS” başlıklı, Corpwatch tarafından yayınlanan raporu ele alıyor. Özellikle, Trump ailesinin kripto para girişimlerinin, stabilcoin projelerinin ve merkeziyetsiz finans sektöründeki faaliyetlerinin önemli gelirler sağladığını savunuyor; ayrıca Palantir, GEO Group, CoreCivic, CSI Aviation ve Cantor Fitzgerald gibi şirketlerin, göçmen sınır dışı etme operasyonları, özel hapishaneler ve finans alanlarındaki katılımları yoluyla önemli kamu kaynaklarına erişim sağladığını ve bu şirketlerin yeraltı su kaynaklarını tüketen büyük çevre kirliliği kaynakları olduğunu öne sürüyor. Ve Palantir gibi büyük şirketlerin gözetim teknolojilerinin kullanımı ile bu ekonomik çıkarlar ile savaşlar, sınır dışı edilecek insanların yerleştirildiği cezaevlerini işleten şirketler olması ve insan hakları ihlalleri arasındaki ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

    続きを読む 一部表示
    27 分
  • Andreína Chávez: "Çarşamba günü başımıza gelen bu inanılmaz (deprem) felaket, Venezuela’nın şu anda birden fazla felaketle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor"
    2026/07/01

    Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Venezuela’da çok şiddetli bir deprem oldu. Hâlâ birçok kişi enkaz altında mahsur kalmış durumda. Binlerce kişi hayatını kaybetti, yaralandı veyahut evlerini terk etmek zorunda kaldı.

    Şu anda elektrik ve internetle ilgili ciddi sorunlar yaşıyorlar. Neredeyse bir yıldır Venezuela’yı sarsan istikrarsızlık nedeniyle Karakas’taki altyapı çok zayıf durumda.

    Ancak yine geçtiğimiz hafta bir şekilde, önemli bir muhabir konuğum oldu: Andreína Chávez. Bugün ona ulaşabildik ve bir röportaj yaptık. Röportajda Venezuela’daki depremi, mevcut durumu ve Nicolás Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukları konuştuk.

    続きを読む 一部表示
    22 分
  • "Büyükanne ve büyükbabanızın vatandaş olup olmadığı önemli değil; eğer beyaz Alman, beyaz Avusturyalı veya beyaz İsviçreli gibi değilseniz gitmeniz gerekir"
    2026/06/24

    11 Haziran 2026’da The Guardian gazetesi köşe yazarı ve The Redoubt dergisinin editörü Charles R. Davis ile röportaj yapma fırsatı buldum. 30 Mayıs’ta Portekiz’de düzenlenen “Remigration Summit”, röportajımızın ana konusuydu.

    Röportaj sırasında, The Redoubt dergisinde yayınlanan en son makalesinden de bahsetti. Makalenin başlığı şöyle: 'Why did the press ignore a gathering of the world's leading fascists?' yani “Basın, dünyanın önde gelen faşistlerinin bir araya gelmesini neden görmezden geldi?” Democracy Now!'da yapılan röportajın başlığı ise şöyle: 'Far-Right Leaders, Including Ex-CBP Chief Greg Bovino, Convene in Portugal for “Remigration Summit".'


    Charles R. Davis, Portekiz’deki “Yeniden Göç Zirvesi”nin aşırı sağın ulusal kimlik anlayışına uymayan kişilerin de ülkelerden uzaklaştırılmasını savunan bir ideolojiyi temsil ettiğini belirtti. Charles, “yeniden göç” kavramının “Büyük İkame” komplo teorisiyle bağlantılı olduğunu, tarihsel olarak Nazi Almanyası’nın Yahudilere yönelik dışlayıcı politikalarıyla benzerlikler taşıdığını ve günümüzde bazı aşırı sağ çevreler ile Trump yönetimine yakın isimler tarafından desteklendiğini savundu. Ayrıca son olarak bu söylemin, kitlesel sınır dışı etmeleri meşrulaştırmaya çalışırken göçmen karşıtı ve antisemitik fikirleri güçlendirdiğini ileri sürdü.

    続きを読む 一部表示
    24 分