『Hüsnükabul』のカバーアート

Hüsnükabul

Hüsnükabul

著者: Apaçık Radyo
無料で聴く

概要

Hüsnükabul programı insanların "öteki” ile (başkalarıyla) ile olan biraradalık ilişkilerini tartışan bir radyo programı. Kalıcılık ve geçicilik, içerme ve dışlama, kamusal ve özel, misafir ve ev sahibi kavramlarına mültecilik perspektifinden hak temelli olarak yaklaşıyor. Hazırlayan ve sunan: Ferhat Kentel, Taha Elgazi, Waseem Ahmad SiddiquiApaçık Radyo 政治・政府 政治学
エピソード
  • Vijay Prashad ile Söyleşi: "Bunu - Ütopik umutsuzluğu (!) - reddediyorum"
    2026/02/04

    Vijay Prashad ile yaptığımız röportajın geri kalan kısmını yani röportajın tamamına kulak veriyoruz.


    Geçen hafta Vijay, Walter Benjamin'in Tarih Meleği üzerine yazdığı denemeyi “ütopik umutsuzluk” olarak nitelendirmişti. “Bu Avrupa medeniyetine bakan felç olmuş bir bakıştır. Bu bizim hayatımızı yansıtmaz Waseem. Atalarımın ve senin ailenin şehri olan Lahor'daki her çocuğun okuyabileceği, geceleri aç kalmadan uyuyabileceği gün gelsin. Geriye değil, ileriye bakıyoruz. Bunu reddediyorum.” demişti.

    Vijay, Batı merkezli bir “istisna” algısını sorgulayarak cevap veriyor. Ona göre bugün yaşananlar, özellikle Küresel Güney açısından yeni değil; sömürgecilik, darbeler, kitlesel ölümler ve ekonomik yıkım, bu coğrafyaların yüzyıllardır süregelen deneyimleri. Vijay, asıl meselenin tekil felaketlere odaklanmak değil, bu felaketleri mümkün kılan küresel sistemleri ve güç ilişkilerini görünür kılmak olduğunu vurguluyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Batı’nın —özellikle Amerika’nın— dünya sistemini neredeyse sınırsız biçimde şekillendirdiğini, bunun bedelinin ise Küresel Güney halklarına ödetildiğini ifade ediyor. Ancak bu tabloyu mutlak bir umutsuzlukla değil, tarihsel bir bakış açısıyla ele almak gerektiğini savunuyor.


    Söyleşinin ilerleyen bölümünde tartışma, tarihçi Alfred McCoy’un “ABD çökmekte olan bir imparatorluktur” tezine odaklanıyor. Vijay, ABD’nin ekonomik ve diplomatik gücünde ciddi aşınmalar yaşandığını kabul etmekle birlikte, askeri kapasitesinin hâlâ benzersiz olduğunu ve bu nedenle klasik imparatorluk çöküşleriyle bire bir kıyaslanamayacağını söylüyor. Ona göre mesele, ABD’nin tamamen çöküp çökmediğinden ziyade, dünyanın tek kutuplu bir yapıdan çok kutuplu ve çok aktörlü bir düzene doğru evrilip evrilmediği. Bu bağlamda Vijay, yeni bir hegemonun ortaya çıkmasından çok, hukuka, karşılıklı tanımaya ve uluslararası anlaşmalara dayalı bir dünya düzeninin mümkün olup olmadığını tartışmaya açıyor.

    続きを読む 一部表示
    26 分
  • Vijay Prashad ile söyleşi: "Artık (!) olaylar zihnimizdeki yapıları aştı"
    2026/01/28

    Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Kalküta şehrinde doğuma büyüme, şu anda da Şili’de yaşayan tarihçi ve gazeteci Vijay Prashad ile yaptığımız röportaja yer veriyoruz.

    Bu röportajın toplam süresi 40 dakika ve bunun 14 dakikalık bölümünü bu hafta, kalan 23 dakikayı ise gelecek haftaki programda yayınlayacağız.

    Vijay'e yazdığım davetiyeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu davetiye, röportajda dinleyeceğimiz içeriğe dair bir fikir verebilir;

    Sevgili Vijay Prashad,

    Bugün sana yazarken, kendimize ifade etmenin karmaşıklığının devam ettiğini hissediyorum. Yani, yaşadıklarımızı ifade etmenin karmaşıklığı devam ediyor. Neye tanık oluyoruz? Ve hepimizin içinde bulunduğu bu an bize ne anlatıyor?

    Bu sorular yeni değil. Ancak olayların birbiriyle örtüştüğü ve gözlerimizin fal taşı gibi açıldığı zamanlarda karşımıza çıkıyor bu sorular. Paul Klee'nin Angelus Novus tablosunu hatırlarsın. Alman filozof ve düşünür Walter Benjamin’in, 1940 yılında yazdığı son denemesi Tarih Felsefesi Üzerine Tezler'de, tam da bugünlere dair, ifade etmenin zorluluğu ve şimdiki zamanı anlamanın zorluluğu hakkında düşüncelerini dile getirerek bu resim hakkında yazdı.

    Alman Nazilerin Yahudilere karşı soykırım yaptığı dönemde, Walter Benjamin, diğerleri gibi soykırımdan kaçmak istedi, ancak başaramadı ve İspanya ile Fransa sınırındaki Portbou sınırında intihar etti. Walter Benjamin, bu denemede Almanca “Jetztzeit” kelimesini kullanıyor. Şimdi-zamanı diye çevirebiliriz. Şu anda tanık olduğumuz her şey sert bir rüzgâr fırtınası gibi bizim yüzümüze vuruyor. Ve artık bu zamanda yaşadıklarımızı ifade etmek çok zor hale geldi.

    Bu noktada sana ilk sorum, kendimizi ifade etmekle ilgili olacak. Yani, hepimizin içinde bulunduğu zamanı nasıl görüyorsunuz ve tanımlıyorsunuz? İnsanlığa karşı işlenen adaletsizlikleri ve saygısızlığı gördüğünüzde veya duyduğunuzda ne gibi sözler buluyorsunuz? Ayrıca, Amerika'ya bakarak çöküşteki “imparatorluk” kavramını nasıl yeniden ele alabiliriz? Bu soruları sormamın nedeni, Alfred McCoy'un Amy Goodman ile yaptığı son röportajda “Amerika çöküşteki bir imparatorluktur” demesidir.

    続きを読む 一部表示
    26 分
  • Ne Uzlaşması? Ne Affetmesi?: Suriye barış sürecinin neresinde?
    2026/01/21

    Suriye diasporasından olup, Türkiye’de ikamet etmekte olan Ouaees Hummous bizimle birlikte.

    Hatırlarsınız, Ouaees ile en son 22 Aralık 2024 tarihinde konuşmuştuk ve o zamandan bu yana hem Suriye’de hem de dünyada pek çok şey oldu.

    İçişleri Bakanlığı Göç Yönetimi Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, 2021 yılında 3.737.369 kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı, 21 Kasım 2024 itibarıyla 2.935.742'ye düştü.Suriyeli mültecilerin sınır dışı edilmesi, Türkiye içinde bir barış süreci tartışmaya sebep oldu. Peki bu nasıl oldu?

    Türkiye içindeki barış süreci Suriye ile nasıl bir ilişkisi olabilir? Bu, benim gibi hasbelkader etrafında olup bitenleri anlamaya çalışan bir insan için en temel soru olabilir. En azından, şu anda insanlar arasında konuştuklarını kulak verdiğim kadarıyla, Türkiye içindeki iç siyasetinde çokça tartışılan bir konu haline gelmiş gibi görünüyor. Suriye, barış sürecinin ayrılmaz bir parçası gibi görünüyor.

    Suriye bu barış sürecinin neresinde?


    Suriye şu anda, sınırlar içinde nelerle mücadele ediyor? Suriye'deki etnik çatışmayı nasıl değerlendiriyorlar? Barış süreci olarak Suriye'nin geleceği ne olacak? Son olarak, Suriye'ye dönen mültecilerin hayatı nasıl şu anda?

    Son günlerde hem Orta Doğu’da, hem de uluslararası alanda yaşanan gelişmeler, güvenlik, göç ve insani krizler arasındaki güçlü bağı bir kez daha görünür kılmaktadır. Bu çerçevede Suriye’de önemli bir dönüm noktası yaşanmış; Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir ateşkes ve entegrasyon anlaşması imzalanmıştır. 14 maddeden oluşan bu anlaşma, tüm cephelerde derhal ateşkes ilan edilmesini, SDG’nin askeri ve güvenlik unsurlarının Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine entegre edilmesini ve sınır kapıları ile petrol ve doğalgaz sahalarının merkezi hükümetin kontrolüne geçmesini öngörmektedir. Deyrizor, Rakka ve Haseke’de idari ve askeri yetkinin tamamen Suriye devletine devredilmesi de mutabakatın temel başlıkları arasındadır.

    Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, anlaşmanın temel amacının ateşkes yoluyla ülke genelinde devlet otoritesini yeniden tesis etmek olduğunu vurgulamış; SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile planlanan görüşmenin olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelendiğini, sürecin telefon diplomasisiyle sürdürüldüğünü açıklamıştır. Savunma Bakanlığı, tüm askeri operasyonların durdurulduğunu ilan ederken, SDG cephesinden yapılan açıklamalarda ise çatışmaların iç savaşa dönüşmesini engellemek için bu adımların atıldığı ancak elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların korunacağı mesajı verilmiştir. Anlaşmada ayrıca, Suriye sınırları dışından gelen PKK mensuplarının ülkeden çıkarılmasına dair bir taahhüt de yer almakta.

    続きを読む 一部表示
    27 分
まだレビューはありません