『Snowy Reflections and Heartfelt Connections in Istanbul』のカバーアート

Snowy Reflections and Heartfelt Connections in Istanbul

Snowy Reflections and Heartfelt Connections in Istanbul

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

概要

Fluent Fiction - Turkish: Snowy Reflections and Heartfelt Connections in Istanbul Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-15-08-38-19-tr Story Transcript:Tr: Kışın soğuk bir sabahıydı.En: It was a cold winter morning.Tr: İstanbul'un devasa ofis binalarından birinde, camlardan dışarıya bakıldığında gri semaların altında beyaz kar taneleri yavaşça süzülüyordu.En: In one of İstanbul's massive office buildings, when looking out the windows, white snowflakes were gently falling under gray skies.Tr: Emir, elinde sıcak kahve kupası, ofisinin penceresinde durup kalabalık sokakları izliyordu.En: Emir, holding a mug of hot coffee, stood by his office window and watched the crowded streets.Tr: Gün uzun ve yoğun geçecekti.En: The day was going to be long and busy.Tr: İşini çok seviyordu ama son zamanlarda düşünceleri sıkça başka yerlere kayıyordu.En: He loved his job, but lately, his thoughts were often drifting elsewhere.Tr: Aynı şehirde başka bir noktada ise Selin, kardeşi Emir ile paylaştığı sıcak, küçük dairede, sessizliğin içinde oturuyordu.En: Elsewhere in the same city, Selin was sitting in the warmth of the small apartment she shared with her brother Emir, in silence.Tr: Evliliğinin sona ermesinin üzerinden çok zaman geçmemişti ve hâlâ kendini toparlamaya çalışıyordu.En: It hadn't been long since her marriage ended, and she was still trying to pull herself together.Tr: Emir, onun yanında olmaya çalışıyordu fakat işinin yoğunluğu sebebiyle her zaman yetemiyor hissediyordu.En: Emir was trying to be there for her, but due to the demands of his job, he often felt he couldn't be enough.Tr: Ofisin koridorunda Emir'e yaklaşan biri vardı: Nihan.En: There was someone approaching Emir in the office corridor: Nihan.Tr: Nihan, iş arkadaşları arasında sıcak ve neşeli tavırlarıyla tanınan, Emir’in yakın arkadaşıydı.En: Nihan, known among her coworkers for her warm and cheerful demeanor, was a close friend of Emir.Tr: Kalbinde gizlediği duygular, Emir'e yakınlaştıkça hızla çarpıyor, ama ona söyleyemiyordu.En: Her hidden feelings in her heart began to race as she neared Emir, but she couldn't tell him.Tr: Bugün, belki de en uygun zaman olabilirdi; sonuçta Sevgililer Günü'ydü.En: Today might just be the perfect time; after all, it was Valentine's Day.Tr: Emir günün ilerleyen saatlerinde Nihan'la birlikte bir toplantıdaydı.En: Later in the day, Emir was in a meeting with Nihan.Tr: Kendisini işine vermeye çalışırken aklının bir köşesinde Selin vardı.En: While trying to focus on his work, Selin was in the back of his mind.Tr: Derken cep telefonu titredi.En: Then his phone buzzed.Tr: Selin’den bir mesaj geldi.En: A message had come from Selin.Tr: "Emir, sana ihtiyacım var," yazıyordu.En: It read, "Emir, I need you."Tr: Emir, mesajı okurken kalbinde hafif bir sızı hissetti.En: As Emir read the message, he felt a slight pang in his heart.Tr: Hemen toplantıyı bitirip Selin'in yanına gitmesi gerektiğini biliyordu.En: He knew he had to finish the meeting and be by Selin's side immediately.Tr: Nihan, Emir'in değişen yüz ifadesini fark etti.En: Nihan noticed Emir's changed expression.Tr: "Her şey yolunda mı?"En: "Is everything okay?"Tr: diye sordu merakla.En: she asked with concern.Tr: Emir, Nihan'a dönerek, "Selin'in yanında olmam gerekiyor," dedi.En: Turning to Nihan, Emir said, "I need to be with Selin."Tr: Anlayış dolu bir gülümsemeyle Nihan, "Tabii, git onunla ol," dedi ve Emir'in kararını inanılmaz bir destekle karşıladı.En: With an understanding smile, Nihan said, "Of course, go be with her," and she supported Emir's decision tremendously.Tr: Bir saat sonra Emir, Selin'in yanında, sıcak ve küçük apartman dairesindeydi.En: An hour later, Emir was at Selin's side in the warm and small apartment.Tr: Selin ağlayarak kardeşine sarıldı.En: Selin hugged her brother, crying.Tr: Emir, oldukça yoğun bir iş gününden izin almanın doğru bir karar olduğunu anladı.En: Emir realized that taking time off from a very busy workday was the right decision.Tr: O sırada farklı hissetti; belki de uzun zamandır ilk kez doğru bir öncelik yapmıştı.En: At that moment, he felt different; perhaps, for the first time in a long time, he had made the right priority.Tr: Nihan, ertesi gün ofiste Emir’le karşılaştığında, Emir ona teşekkürü borç bilerek "Senin desteğin benim için çok önemli," dedi.En: When Nihan ran into Emir at the office the next day, Emir, feeling indebted for her support, said, "Your support is very important to me."Tr: Nihan gülümseyerek, "İstersen akşam bir kahve içebiliriz.En: Smiling, Nihan replied, "If you want, we can have a coffee this evening.Tr: Aile önemli ve ben hep buradayım," diye cevapladı.En: Family is important, and I'm always here."Tr: O günden sonra Emir, Selin'le daha ...
まだレビューはありません