『Family Reconnection in the Skies of Cappadocia』のカバーアート

Family Reconnection in the Skies of Cappadocia

Family Reconnection in the Skies of Cappadocia

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

今ならプレミアムプランが3カ月 月額99円

2026年5月12日まで。4か月目以降は月額1,500円で自動更新します。

概要

Fluent Fiction - Turkish: Family Reconnection in the Skies of Cappadocia Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-05-04-22-34-01-tr Story Transcript:Tr: Cappadocia'da ilkbahar sabahı güneş rüzgarla dans ediyordu.En: On a spring morning in Cappadocia, the sun was dancing with the wind.Tr: Erdem, Sibel ve Yasemin otelin terasında kahvaltı ediyorlardı.En: Erdem, Sibel, and Yasemin were having breakfast on the hotel's terrace.Tr: Gökyüzünde rengarenk balonlar yükseliyordu.En: Colorful balloons were rising into the sky.Tr: Erdem, iş temposunda kaybolmuşken ailesinden uzak kalmanın vicdan azabını hissediyordu.En: Erdem, lost in the tempo of work, felt the guilt of being away from his family.Tr: Erdem içeri döndü ve elinde bir kutu getirdi.En: Erdem went inside and came back holding a box.Tr: "Size özel bir şey hazırladım," dedi gülümseyerek.En: "I've prepared something special for you," he said with a smile.Tr: Sibel ve Yasemin merakla kutuya baktılar.En: Sibel and Yasemin looked at the box with curiosity.Tr: Kutunun içinde sıcak hava balonu biletleri vardı.En: Inside the box were tickets for a hot air balloon ride.Tr: Sibel heyecanla, "Harika bir fikir!" dedi.En: Excitedly, Sibel said, "What a great idea!"Tr: Yasemin ise gözlerini kocaman açmıştı; ailesiyle daha önce böyle bir şey yapmamıştı.En: Yasemin's eyes widened; she had never done something like this before with her family.Tr: Gökyüzüne doğru yükselirken, Erdem manzarayı izliyordu.En: As they ascended towards the sky, Erdem watched the scenery.Tr: Peribacaları ve uçsuz bucaksız vadiler, adeta büyülü bir dünya gibiydi.En: The fairy chimneys and endless valleys seemed like a magical world.Tr: Yasemin'in neşeli kahkahası duyuldu; Sibel'in gözleri parlıyordu.En: Yasemin's cheerful laughter was heard; Sibel's eyes were sparkling.Tr: Erdem'in içindeki duvarlar yavaş yavaş çözülmeye başladı.En: The walls within Erdem began to slowly dissolve.Tr: "Hepinizden özür dilerim," dedi Erdem sonunda.En: "I apologize to all of you," Erdem finally said.Tr: "İşim yüzünden sizi çok ihmal ettim."En: "I've neglected you a lot because of my work."Tr: Sibel, elini Erdem'in omzuna koydu.En: Sibel placed her hand on Erdem's shoulder.Tr: "Önemli olan burada olmamız," dedi sevgiyle.En: "What matters is that we are here," she said lovingly.Tr: Yasemin babasına yaklaştı ve minik elleriyle ona sarıldı.En: Yasemin approached her father and embraced him with her tiny hands.Tr: "Biz yine de seni seviyoruz baba," dedi içtenlikle.En: "We still love you, dad," she said sincerely.Tr: Balon süzülürken, manzara onları sakinleştirdi.En: As the balloon glided, the view calmed them.Tr: İlk defa üçü de sadece şimdiye odaklanmıştı.En: For the first time, all three focused solely on the present moment.Tr: Erdem, "Burada olmak, sizinle olmak her şeyden önemli," dedi samimi bir sesle.En: Erdem said in a heartfelt voice, "Being here, being with you is more important than anything."Tr: Balondan inerken, aile birbirine kenetlenmişti.En: When they descended from the balloon, the family was closely bonded together.Tr: Otelin bahçesinde çiçekler açıyordu; yeni bir başlangıç gibi.En: Flowers were blooming in the hotel's garden; it was like a new beginning.Tr: Erdem, Sibel'in elini tutarak, "Birlikte daha güzel anılar biriktireceğiz," dedi.En: Holding Sibel's hand, Erdem said, "We will create more beautiful memories together."Tr: Yasemin, "Ve daha fazla zaman geçireceğiz, değil mi?" diye ekledi gülümseyerek.En: Yasemin added with a smile, "And we'll spend more time together, right?"Tr: Evet, yeni bir başlangıçtı.En: Yes, it was a new beginning.Tr: Aile, kaybettiklerini düşündükleri zamanı geri kazanmış, yeniden birbirlerini bulmuştu.En: The family had regained the time they thought they lost and found each other again.Tr: İlkbahar, tıpkı ruhları gibi yenilenmişti.En: Spring, just like their spirits, was renewed. Vocabulary Words:tempo: tempoguilt: vicdan azabıcuriosity: merakascended: yükselmekscenery: manzarachimneys: peribacalarıendless: uçsuz bucaksızsparkling: parlamakdissolve: çözülmekneglected: ihmal etmekembraced: sarılmaktiny: miniksincerely: içtenlikleglided: süzülmekfocused: odaklanmakpresent: şimdiheartfelt: samimidescended: inmekbonded: kenetlenmekblooming: çiçek açmakregained: geri kazanmakrenewed: yenilenmektickets: biletlervalleys: vadilerwalls: duvarlarapologize: özür dilemekembrace: kucaklamakview: manzaragarden: bahçememories: anılar
まだレビューはありません