Bayram Haftasının Kıbrıs’ı I Köşe Podcast
カートのアイテムが多すぎます
ご購入は五十タイトルがカートに入っている場合のみです。
カートに追加できませんでした。
しばらく経ってから再度お試しください。
ウィッシュリストに追加できませんでした。
しばらく経ってから再度お試しください。
ほしい物リストの削除に失敗しました。
しばらく経ってから再度お試しください。
ポッドキャストのフォローに失敗しました
ポッドキャストのフォロー解除に失敗しました
-
ナレーター:
-
著者:
Normal günlerde erkenden açılan kepenklerin yerini daha sakin sokaklar alır. Fırınların önünde bekleyen insanlar birbirine yalnızca günaydın demez. Bayramlaşır. Telefonlar biraz daha uzun çalar. Kapılar biraz daha fazla açılır.
Bu sabah kahvemi alıp son bir haftanın gazetelerine yeniden göz gezdirdim.
Yani bu bayram haftasının arasında yayımlanan manşetler önümde duruyordu.
Bir gazetecinin gözünden bakınca haberler vardı.
Bir vatandaşın gözünden bakınca ise başka bir şey...
Bir çeşit toplumsal günlük.
Birinci sayfalarda açıklamalar vardı.
Projeler vardı.
Ziyaretler vardı.
Tartışmalar vardı.
Ancak sayfalar arasında dolaştıkça insanın dikkatini çeken başka bir ayrıntı ortaya çıkıyordu.
Bu ada son dönemde çok şey konuşuyor.
Fakat bazı meseleler konuşulduğu kadar çözülmüyor.
Bazıları ise hiç manşet olamadan yaşamaya devam ediyor.
Örneğin gençler...
Bayram nedeniyle birçok aile bugün aynı sofranın etrafında buluşacak.
O sofralarda üniversiteyi bitirmiş gençler de olacak.
Yeni iş arayanlar da...
Yurtdışına gitme hazırlığı yapanlar da...
Geri dönüp dönmemeyi düşünenler de...
Gazete sayfalarında her gün görünmüyorlar.
Ama ülkenin geleceği hakkında en büyük kararlar belki de o sofralarda veriliyor.
Sessizce.
Kimse fark etmeden.
Başka bir köşede üreticiler var.
Sabahın ilk ışığında çalışan insanlar.
Toprağa, hayvana, ürüne bağlı yaşayan aileler.
Onlar da gazetelerde yer buluyor.
Fakat çoğu zaman haberin merkezinde değil.
Haberin içinde.
Oysa market rafındaki her fiyatın arkasında onların hikâyesi bulunuyor.
Şehirlerde yaşayanlar fiyat etiketlerini görüyor.
Üreticiler ise maliyetleri.
İkisi aynı şey değil.
Kentler de ilginç bir hikâye anlatıyor.
Yeni binalar yükseliyor.
Yeni tabelalar asılıyor.
Yeni yatırımlar duyuruluyor.
Ama aynı anda trafik uzuyor.
Altyapı zorlanıyor.
Su konusu yeniden gündeme geliyor.
Bazı bölgeler büyüyor.
Bazı bölgeler nefes almakta zorlanıyor.
Bu gelişmeler tek başına haber değeri taşımıyor olabilir.
Ancak yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında, bugünün küçük notlarının yarının büyük dosyaları olduğu anlaşılır.
Gazetecilik biraz da bunun mesleğidir.
Herkesin baktığı yere değil, herkes geçtikten sonra yerde kalan izlere bakmak.
Bu noktada meslektaşlarıma ayrı bir parantez açmak istiyorum.
Çünkü bir haftalık gazete arşivine bakarken yalnızca haberleri görmüyorum.
O haberleri hazırlayan insanları da görüyorum.
Sıcak havada çalışan muhabirleri.
Defalarca telefon açan editörleri.
Bir rakamın doğruluğunu kontrol eden haber merkezlerini.
Bir cümlenin eksik kalmaması için uğraşan sayfa sekreterlerini.
Okur çoğu zaman yalnızca sonucu görür.
Fakat gazeteler kendiliğinden oluşmaz.
Her sayfanın arkasında görünmeyen bir emek vardır.
Bu yüzden manşetleri değerlendirirken o emeğe de saygı duymak gerekir.
Bayram günleri yalnızca kutlama günleri değildir.
Bir toplumun kendine dışarıdan bakabildiği nadir zamanlardır.
Bu hafta gazeteler bana büyük krizlerden çok başka bir şey anlattı.
İnsanlar daha düzenli bir hayat istiyor.
Daha öngörülebilir bir ekonomi istiyor.
Çocuklarının geleceği hakkında daha net konuşabilmek istiyor.
Ve bütün bunları yüksek sesle söylemek zorunda da değiller.
Çünkü bazen bir ülkenin ruh hali, manşetlerden değil, manşetlerin arasındaki boşluklardan okunur.
Daha nice Bayram bereketi sofralarımızdan eksik olmasın.
Ama gündemimizin kenarında bekleyen meseleleri de bayram sonrasına ertelemeyelim.
Çünkü ülkeler, konuşulan sorunlarla değil, uzun süre konuşulmayan sorunlarla yorulur.
İyi bayramla, mutlu haftasonları
adbl_web_anon_alc_button_suppression_t1
まだレビューはありません