『Rekindling Bonds at Istanbul's Timeless Bazaar』のカバーアート

Rekindling Bonds at Istanbul's Timeless Bazaar

Rekindling Bonds at Istanbul's Timeless Bazaar

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

概要

Fluent Fiction - Turkish: Rekindling Bonds at Istanbul's Timeless Bazaar Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-25-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: İstanbul'un kalbinde, kış günlerinin soğuk havasında, Kapalıçarşı’nın dar ve hareketli koridorları yankılanıyordu.En: In the heart of İstanbul, the narrow and bustling corridors of the Kapalıçarşı echoed in the cold air of winter days.Tr: Emir, yıllar sonra şehre geri dönmüştü.En: Emir had returned to the city after many years.Tr: Her şey tanıdık ama bir o kadar da yabancıydı.En: Everything was familiar yet so foreign.Tr: Renkli baharat tezgahları ve iç doyan tütsü kokuları arasında yürürken, geçmişin anıları zihninde canlandı.En: As he walked among the colorful spice stalls and the intoxicating scents of incense, memories of the past came alive in his mind.Tr: Onunla alışveriş turuna çıkan annelerini ve kahkahalar atan kız kardeşi Bahar'ı düşündü.En: He thought of their mother, who took them shopping, and his laughing sister Bahar.Tr: Yüzünde bir gülümseme belirdi.En: A smile appeared on his face.Tr: Bu defa buradaydı çünkü tıpkı çocukluğunda olduğu gibi ablasıyla bağlarını güçlendirmek istiyordu.En: This time he was here because he wanted to strengthen his bond with his sister, just like in his childhood.Tr: Emir, nihayet sıkışık kalabalık arasında Bahar’ı gördü.En: Emir finally saw Bahar among the crowded bustle.Tr: O da yılların izlerini taşıyordu.En: She too bore the marks of the years.Tr: Tarzı daha olgundu, ama gözlerindeki sıcaklık aynıydı.En: Her style was more mature, but the warmth in her eyes was the same.Tr: Bahar bir tezgâhın önünde, elindeki kumaşların rengine dalmış, başka bir dünyada gibiydi.En: Bahar was in front of a stall, lost in the color of the fabrics in her hand, as if in another world.Tr: Ancak Emir’in varlığını hissederek başını kaldırdı.En: But sensing Emir's presence, she raised her head.Tr: “Emir?” diye sordu şaşkınlıkla, gözleri büyüyerek.En: “Emir?” she asked in surprise, her eyes widening.Tr: “Buradayım, abla,” dedi Emir hafifçe gülümseyerek.En: “I’m here, sister,” Emir said, smiling gently.Tr: Kısa bir an içinde, tüm soğukluk eriyip gitti.En: In a brief moment, all the coldness melted away.Tr: İkisi de birbirlerine sarıldılar, etraftaki insanlar arasından ayrılarak çay satan küçük bir dükkâna doğru yol aldılar.En: Both hugged each other and made their way to a small tea shop, separating from the surrounding people.Tr: Masadaki sıcak çaylar buharlar saçıyordu.En: The hot teas on the table were steaming.Tr: Bahar, masanın ötesinde oturan kardeşine dikkatle baktı.En: Bahar looked attentively at her brother sitting across the table.Tr: “Neden bu kadar uzak kaldın, Emir?” diye sordu sonunda sessizliği bozan Bahar.En: “Why did you stay away for so long, Emir?” Bahar finally asked, breaking the silence.Tr: “Sadece biz mi önemli değildik senin için?” Emir derin bir nefes aldı.En: “Were we not important to you?” Emir took a deep breath.Tr: “Kariyerim, hayallerim...En: “My career, my dreams...Tr: Biliyorum, ama ailemi ihmal ettim, bunu anladım,” diye karşılık verdi suçlulukla.En: I know, but I neglected my family, I realize that,” he replied with guilt.Tr: “Senin yanındayken neden gittim?En: “Why did I leave when I was with you?Tr: Bunu düşünmeden edemiyorum.” Bahar’ın kalbindeki çatışma yüzüne yansıyordu.En: I can’t help but think about that.” The conflict in Bahar's heart was reflected on her face.Tr: Her zaman ailesini bir arada tutmaya çalışmıştı.En: She had always tried to keep her family together.Tr: Emir, bunu anlamaya çalışıyordu.En: Emir was trying to understand this.Tr: “Ama sen iyi misin?En: “But are you okay?Tr: Anne ve babama çok iyi baktın, biliyorum.” Bahar, Emir’in gözlerinde gerçek pişmanlığı gördü.En: You took great care of our mom and dad, I know.” Bahar saw true remorse in Emir’s eyes.Tr: “İyi olmaya çalışıyorum,” dedi.En: “I’m trying to be okay,” she said.Tr: “Ama seninle konuşmak istemiştim.En: “But I wanted to talk to you.Tr: Özlemiştim seni.” Bir an sessizlik çöktü.En: I missed you.” A moment of silence settled in.Tr: Çevredeki satıcıların gürültülü sesi sanki yankılandı.En: The loud voices of surrounding vendors seemed to echo.Tr: Sözcükler olmadan da çok şey anlatılabilirdi.En: A lot could be conveyed without words.Tr: Bahar, Emir'in elini sıkıca tuttu.En: Bahar held Emir's hand tightly.Tr: “Artık buradasın.En: “You’re here now.Tr: Her şeyi geride bırakabiliriz.En: We can leave everything behind.Tr: Başka bir başlangıç yapabiliriz.” “Evet,” diye cevapladı Emir sıcak bir şekilde.En: We can start anew.” “Yes,” Emir ...
まだレビューはありません