『Unearthing Ancestral Secrets: A Winter Quest in Cappadocia』のカバーアート

Unearthing Ancestral Secrets: A Winter Quest in Cappadocia

Unearthing Ancestral Secrets: A Winter Quest in Cappadocia

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

このコンテンツについて

Fluent Fiction - Turkish: Unearthing Ancestral Secrets: A Winter Quest in Cappadocia Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-21-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: Cappadocia'nın büyülü manzarası, kış mevsiminin beyaz örtüsü altında yavaşça nefes alıyordu.En: The magical scenery of Cappadocia was slowly breathing under the white blanket of winter.Tr: Alihan, Zeynep ve Emre, babalarının eski siyah Volkswagen'i ile yola çıktılar.En: Alihan, Zeynep, and Emre set off in their father's old black Volkswagen.Tr: İçeride nazlı nazlı ısıtan kalorifer, dışarıdaki serin ve taze hava ile keskin bir tezat oluşturuyordu.En: Inside, the heater was gently warming them, creating a sharp contrast with the cool and fresh air outside.Tr: Alihan, her zamanki gibi direksiyondaydı, gözleri yolda ama aklı geçmişe yolculuk ediyordu.En: Alihan, as usual, was at the steering wheel, his eyes on the road, but his mind traveling back in time.Tr: Zeynep heyecanla çantasında taşıdığı fotoğraf makinesini kurcalıyordu.En: Zeynep was eagerly fiddling with the camera she was carrying in her bag.Tr: "Alihan, ilk durakta nerede duracağız?"En: "Where are we stopping first, Alihan?"Tr: diye sordu.En: she asked.Tr: Alihan, düşünceli bir şekilde, "Ürgüp'e varmadan eski mağaraları keşfetmek istiyorum" dedi.En: Alihan, thoughtfully, said, "I want to explore the old caves before we reach Ürgüp."Tr: Bu yanıt, Zeynep'in macera dolu arzusunu doyuracak gibiydi.En: This response seemed to satisfy Zeynep's desire for adventure.Tr: Emre, küçük camdan dışarıya, uzaktaki peri bacalarına bakıyordu.En: Emre was looking out of the small window at the distant fairy chimneys.Tr: "Biliyor musunuz, mağaralarda dolaşmak ne kadar büyüleyici olurdu?"En: "You know, wouldn't it be fascinating to wander in the caves?"Tr: diye dillendirdi düşüncelerini.En: he voiced his thoughts.Tr: Ama hissettiği duygular aynı zamanda biraz kaygı taşımaktaydı.En: But the feelings he had also carried a bit of anxiety.Tr: Hala abilerinin gölgesinde kalmaya alışmak zorundaydı.En: He still had to get used to being in the shadow of his older siblings.Tr: Ürgüp'e varmadan, Alihan arabayı parke etti ve dışarı çıktılar.En: Before reaching Ürgüp, Alihan parked the car and they stepped outside.Tr: Kar kalın örtüler şeklinde zemine serilmişti.En: The snow laid thick on the ground.Tr: Alihan sessizce onları eski mağara evlerine doğru yönlendirdi.En: Alihan quietly led them towards the ancient cave houses.Tr: İçerde hâlâ yaşanmışlıkların izleri vardı; taş duvarlarda yer alan oyuklar, eski zamanların hikayelerini fısıldıyordu gibi.En: Inside, there were still traces of past lives; the hollows in the stone walls seemed to whisper stories of old times.Tr: Mağaranın derinliklerine ilerlerken, Alihan içini dökmek zorunda hissetti.En: As they advanced into the depths of the cave, Alihan felt compelled to speak his mind.Tr: "Biliyor musunuz, buraya atalarımızın izlerini sürmek için geldim.En: "You know, we're here to trace the footsteps of our ancestors.Tr: Dedemizin burada bir hikayesi varmış."En: There was a story about our grandfather here."Tr: Zeynep şaşkınlık içinde geri çekildi.En: Surprised, Zeynep took a step back.Tr: "Bu yüzden mi buradayız?En: "Is that why we're here?Tr: Sadece bir serüven diye düşünmüştüm."En: I thought this was just an adventure."Tr: Alihan derin bir nefes aldı.En: Alihan took a deep breath.Tr: "Evet, belki de ortak bir geçmiş bulabiliriz.En: "Yes, maybe we can find a common past.Tr: Köklerimizi tanımak ve burayla bağlantı kurmak istiyorum."En: I want to know our roots and connect with this place."Tr: Emre, abisinin samimiyetini görünce biraz daha rahatladı.En: Emre, seeing the sincerity of his older brother, felt a bit more at ease.Tr: "Bunu yapabiliriz.En: "We can do this.Tr: Aile geçmişimizi öğrenmek heyecan verici."En: Learning about our family history is exciting."Tr: Dizlerine kadar karların içinde ileriye doğru yürüdüler.En: They walked forward through snow up to their knees.Tr: Kışın keskin rüzgarı yüzlerine çarparken, Alihan dedelerinden duyduğu eski bir efsaneyi anlattı.En: As the sharp winter wind hit their faces, Alihan recounted an old legend he had heard from their grandfather.Tr: Hikaye, köyün derinliklerinde kaybolmuş bir mağara hazinesinden ve zamanla unutulmuş aile trajedilerinden bahsediyordu.En: The story spoke of a cave treasure lost deep within the village and forgotten family tragedies over time.Tr: Hikaye, aralarındaki bağı daha da güçlendirdi.En: The tale strengthened the bond between them even more.Tr: Birlikte, sımsıcak bir anlayış içinde mağaradan çıktılar.En: Together, in warm understanding, they exited the cave.Tr: Alihan ilk defa, gerçekten bir yere ait hissetti.En: Alihan felt, for the first time, that...
まだレビューはありません