『Istanbul's Frozen Canvas: A Tale of Friendship in the Snow』のカバーアート

Istanbul's Frozen Canvas: A Tale of Friendship in the Snow

Istanbul's Frozen Canvas: A Tale of Friendship in the Snow

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

このコンテンツについて

Fluent Fiction - Turkish: Istanbul's Frozen Canvas: A Tale of Friendship in the Snow Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-08-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Büyük Çamlıca Tepesi'nde kışın sabahı.En: A winter morning on the Büyük Çamlıca Tepesi.Tr: İstanbul'un beyaz örtüsü altında kaldığı bu günde her şey sakin.En: On this day when Istanbul is under a white blanket, everything is calm.Tr: Emir elinde fotoğraf makinesiyle tepeye doğru ilerliyor.En: Emir is moving towards the hill with his camera in hand.Tr: Gökyüzü gri, ama kar taneleri yavaşça iniyor.En: The sky is gray, but snowflakes are falling slowly.Tr: Emir, fotoğrafına günün ilk ışıklarını ve karın huzurunu sığdırmak istiyor.En: Emir wants to capture the first light of the day and the tranquility of the snow in his photo.Tr: O, sıkıcı şehir işinden kaçıp kendine yeni bir dünya yaratmaya çalışan amatör bir fotoğrafçı.En: He is an amateur photographer trying to escape the tedious city job and create a new world for himself.Tr: Orada yalnız olmadığını fark ediyor.En: He realizes he's not alone there.Tr: Leyla, ince bir kar örtüsü altında yatan ağaçların güzelliğini arıyor.En: Leyla is seeking the beauty of trees lying under a thin layer of snow.Tr: O, üniversite ödevine ilham bulmaya çalışan bir sanat öğrencisi.En: She is an art student trying to find inspiration for her university assignment.Tr: İkisinin de gözleri karla kaplı manzarayı inceleyerek en iyi fotoğraf karesini çekmek istiyor.En: Both of their eyes are examining the snow-covered landscape, aiming to capture the best photo frame.Tr: Emir ve Leyla, en ideal çekim noktasına varınca birbirlerini fark ediyorlar.En: When Emir and Leyla reach the ideal shooting spot, they notice each other.Tr: Kısa bir sessizlik oluyor; aralarındaki rekabet büyüyor.En: There is a short silence; the competition between them grows.Tr: Ama Emir, kibar bir gülümsemeyle Leyla'ya yer veriyor.En: But Emir, with a polite smile, gives way to Leyla.Tr: Birlikte çalışmanın yeni fikirler doğurabileceğini düşünüyor.En: He thinks that working together can bring about new ideas.Tr: Beraber en güzel kar manzarasını yakalamaya çalışıyorlar.En: They try to capture the most beautiful snow scene together.Tr: O sırada, aniden bir kar fırtınası başlıyor.En: At that moment, suddenly a snowstorm begins.Tr: Çevre beyaza bürünüyor.En: The surroundings turn white.Tr: Hemen yakındaki küçük bir kulübeye sığınıyorlar.En: They take refuge in a nearby small hut.Tr: Kulübe, fırtınadan korunmak ve sıcak bir nefes almak için ideal.En: The hut is ideal for sheltering from the storm and taking a warm breath.Tr: İçeride vakit geçirdikçe konuşmaya başlıyorlar.En: As they spend time inside, they start talking.Tr: Kendi fotoğraflarını ve perspektiflerini paylaşıyorlar.En: They share their own photos and perspectives.Tr: Fırtına durulurken pencereden giren ışığın, karların üzerindeki etkisini fark ediyorlar.En: As the storm calms, they notice the effect of the light entering through the window on the snow.Tr: Makinalarını çıkarıp bu eşsiz anı ölümsüzleştiriyorlar.En: They take out their cameras and immortalize this unique moment.Tr: Çünkü böyle bir kare, tek başlarına asla yakalanamazdı.En: Because such a frame would never be captured alone.Tr: Bir süre sonra, yarışma sonuçlandığında ikisinin de adı anons ediliyor.En: After some time, when the competition concludes, both of their names are announced.Tr: Ortak çalışmalarından dolayı bir ödül kazanıyorlar.En: They win an award for their joint effort.Tr: Başlamak üzere olan bir ortaklık için harika bir başlangıç.En: A great start for a partnership that is about to begin.Tr: Emir, işbirliği yapmanın ve yeni fırsatlara açık olmanın önemini anlıyor.En: Emir realizes the importance of collaboration and being open to new opportunities.Tr: Leyla ise, sanatındaki vizyonunu paylaşarak daha güçlü hissediyor.En: Leyla, on the other hand, feels stronger by sharing her vision in her art.Tr: İstanbul yine kar altında kalırken, Büyük Çamlıca'nın tepesinde yeni bir dostluk ve ortaklık doğuyor.En: While Istanbul remains under the snow, a new friendship and partnership is born on the top of Büyük Çamlıca.Tr: İkili için ise bu, sadece bir başlangıç.En: For the pair, however, this is just the beginning.Tr: Çünkü onların gözünde, hayatı en iyi anlatan şey işte: bir fotoğraf karesi.En: Because, in their eyes, the best way to tell life is this: a photograph. Vocabulary Words:tranquility: huzurtedious: sıkıcıamateur: amatörinspiration: ilhamlandscape: manzaraframe: karecompetition: rekabetpolite: kibarnew ideas: yeni fikirlersnowstorm: kar fırtınasırefuge: sığınaksheltering: korunmakstorm calms: fırtına ...
まだレビューはありません