『A Winter's Muse: Finding Inspiration in İstanbul's Cozy Corners』のカバーアート

A Winter's Muse: Finding Inspiration in İstanbul's Cozy Corners

A Winter's Muse: Finding Inspiration in İstanbul's Cozy Corners

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

このコンテンツについて

Fluent Fiction - Turkish: A Winter's Muse: Finding Inspiration in İstanbul's Cozy Corners Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-06-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: İstanbul'un tarihi semtlerinden birinde, soğuk bir kış günüydü.En: It was a cold winter day in one of the historic neighborhoods of İstanbul.Tr: Kar ince ince yağıyordu.En: Snow was falling gently.Tr: Emre, sıcak bir çay dükkanı arıyordu.En: Emre was looking for a warm tea shop.Tr: İçerisi sıcacıktı.En: Inside, it was very warm.Tr: Buhar camlarda hafif bir sis oluşturmuştu.En: Steam had created a slight fog on the windows.Tr: Dükkândan hafif tarçın kokusu yükseliyordu.En: A light scent of cinnamon was rising from the store.Tr: İçeride ahşap mobilyalar, eski kitaplarla dolu raflar vardı.En: There were wooden furniture and shelves full of old books inside.Tr: Emre, burasının mükemmel bir yer olduğunu düşündü.En: Emre thought this was a perfect place.Tr: Seda, köşedeki masada oturuyordu.En: Seda was sitting at the table in the corner.Tr: Elinde kalın bir roman vardı.En: She had a thick novel in her hand.Tr: Sessizce okuyordu, bazen bir şeyler not ediyordu.En: She was reading quietly, occasionally jotting down notes.Tr: Emre, onun karşısındaki boş masaya oturdu.En: Emre sat at the empty table across from her.Tr: Çantasından eskiz defterini çıkardı.En: He took out his sketchbook from his bag.Tr: Çayını yudumladı.En: He sipped his tea.Tr: Sessizliği seven Emre, burayı yaratıcı blokajından kurtulmak için doğru yer olarak görüyordu.En: Emre, who loved silence, saw this as the right place to escape his creative block.Tr: Seda, başını kitap sayfasından kaldırdı.En: Seda lifted her head from the book page.Tr: Emre'nin çizim yaptığına dikkat etti.En: She noticed Emre's drawing.Tr: Merakla sordu: “Ne çiziyorsun?” Emre gülümsedi.En: She asked with curiosity, “What are you drawing?” Emre smiled.Tr: “Aslında bugüne kadar ne çizeceğimi bilmiyordum,” dedi.En: “I actually didn’t know what I was going to draw until today,” he said.Tr: “Ama sanırım aradığımı buldum.” Onun kitabının kapağını işaret etti.En: “But I think I’ve found what I’ve been looking for.” He pointed to the cover of her book.Tr: Seda kitabı gösterdi.En: Seda showed the book.Tr: "Bu kitap bana çok şey düşündürdü," dedi.En: "This book made me think about many things," she said.Tr: İkisi konuşmaya başladılar.En: The two started talking.Tr: Seda kitap hakkında düşündüklerini paylaştı.En: Seda shared her thoughts about the book.Tr: Emre, çizimleri için yeni bir bakış açısı kazanıyordu.En: Emre was gaining a new perspective for his drawings.Tr: Konuştukça Emre’nin zihni canlanıyordu.En: As they talked, Emre's mind began to awaken.Tr: "Bu karakter bana ilham veriyor," dedi Emre, kalemini hızla defterine hareket ettirerek.En: "This character inspires me," said Emre, moving his pencil swiftly across his notebook.Tr: Saatler geçti.En: Hours passed.Tr: Emre'nin sayfaları yeni çizimlerle doluydu.En: Emre's pages were filled with new drawings.Tr: Seda, kitabındaki karakterler hakkında daha derin düşüncelere daldı.En: Seda delved into deeper thoughts about the characters in her book.Tr: İkisi de kendilerini özgür hissettiler.En: They both felt liberated.Tr: Zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar.En: They didn’t realize how much time had passed.Tr: Çaylar bittiğinde, Seda ve Emre ayrılma zamanı geldiğini fark ettiler.En: When the tea was finished, Seda and Emre realized it was time to part.Tr: Emre ona teşekkür etti.En: Emre thanked her.Tr: “Seninle konuşmak bana ilham verdi,” dedi.En: “Talking with you inspired me,” he said.Tr: Seda, "Ben de seninle konuşmaktan çok keyif aldım," dedi.En: Seda replied, "I really enjoyed talking with you too," she said.Tr: "Bu kitabı tekrar düşündürdün."En: "You made me think about this book again."Tr: Onlar söz verdiler.En: They made a promise.Tr: “Burada tekrar buluşalım,” dediler.En: “Let’s meet here again,” they said.Tr: Dükkândan ayrılırken, her ikisi de içlerinde yeni bir heyecan hissetti.En: As they left the shop, both felt a new excitement inside.Tr: Emre, yaratıcılığını yeniden kazanmıştı.En: Emre had regained his creativity.Tr: Seda ise kitabındaki konuları net bir şekilde görüyordu.En: Seda clearly saw the subjects in her book.Tr: Böylece, yeni fikirlerle dolu bir şekilde yola koyuldular.En: Thus, they set out filled with new ideas.Tr: Kış gününün soğukluğu, içlerindeki sıcaklıkla erimişti.En: The coldness of the winter day melted away with the warmth inside them. Vocabulary Words:historic: tarihineighborhoods: semtlergently: ince incesteam: buharfog: sisscent: kokushelves: raflarthick: kalınnovel: romanquietly: sessizcejotting: not ediyorduperspective: bakış ...
まだレビューはありません