『Misplaced Miracles: A Market Adventure to Remember』のカバーアート

Misplaced Miracles: A Market Adventure to Remember

Misplaced Miracles: A Market Adventure to Remember

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

このコンテンツについて

Fluent Fiction - Turkish: Misplaced Miracles: A Market Adventure to Remember Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-05-08-38-19-tr Story Transcript:Tr: Güneşli Pazar Yeri, kış rüzgarına rağmen cıvıl cıvıl ve hareketliydi.En: The Güneşli Sunday Market was bustling and lively despite the winter wind.Tr: Emir, kalın atkısıyla mutlulukla pazar alanına adım attı.En: Emir stepped into the market area happily with his thick scarf.Tr: Az önce geçmiş olan Yeni Yıl kutlamalarının etkileri hala etrafta hissediliyordu.En: The effects of the recent New Year celebrations could still be felt around.Tr: Rengarenk laleler, sokak tezgahlarının köşelerini süslüyor, satıcılar sıcak sahlep ve kestane satıyordu.En: Colorful tulips adorned the corners of the street stalls, and vendors were selling hot sahlep and chestnuts.Tr: Emir, arkadaşları Leyla ve Ahmet için geç bir Yeni Yıl partisi düzenlemek istiyordu.En: Emir wanted to organize a late New Year’s party for his friends Leyla and Ahmet.Tr: Fakat Emir çok unutkandı.En: However, Emir was quite forgetful.Tr: Bu yüzden bir liste hazırlamıştı.En: So he had prepared a list.Tr: Ancak liste bir anda ortadan kayboldu.En: But suddenly, the list disappeared.Tr: Şimdi sadece hafızasına güvenmek zorundaydı.En: Now, he had to rely solely on his memory.Tr: Ama Emir’in hafızası pek de güvenilir değildi.En: But Emir's memory was not very reliable.Tr: İlk durağı sebze tezgahıydı.En: His first stop was the vegetable stall.Tr: “Kereviz ihtiyacım vardı, değil mi?” diye düşündü.En: “I needed celery, right?"Tr: Ama aslında avokado lazımdı.En: he thought.Tr: Yanlış malzemeyle yoluna devam etti.En: But in fact, he needed avocados.Tr: Ardından kuruyemiş tezgahına uğradı.En: Continuing on with the wrong ingredient, he then stopped by the nuts stall.Tr: Kuş üzümleri alacağına, eve cevizle döndü.En: Instead of getting currants, he returned home with walnuts.Tr: Emir’in yolculuğu neşeli bir karmaşaya dönüşüyordu.En: Emir's journey was turning into a joyful chaos.Tr: Her köşe başında küçük bir meydan gösterisi vardı.En: There was a small street performance at every corner.Tr: Emir bir grubun yaptığı minik kukla şovuna kapıldı.En: Emir got captivated by a group’s miniature puppet show.Tr: Bir süre unutulan malzeme listesini hatırlamayacak kadar eğlendi.En: He enjoyed himself so much that he forgot to remember the missing ingredient list for a while.Tr: Tam o sırada Leyla ve Ahmet, Emir’i fark etti.En: Just then, Leyla and Ahmet noticed Emir.Tr: Yanına geldiklerinde Emir, elleri dolu ama kafası karışıktı.En: When they approached him, Emir had his hands full but his head was confused.Tr: “Neler oluyor?” diye sordular gülerek.En: “What’s going on?” they asked, laughing.Tr: Emir çaresizce olan biteni anlattı.En: Emir helplessly explained what had happened.Tr: Leyla ve Ahmet duruma güldü.En: Leyla and Ahmet laughed at the situation.Tr: Beraber alışveriş yapmaya devam etmeye karar verdiler.En: They decided to continue shopping together.Tr: Üç arkadaş pazardaki renkli kalabalığa karıştı.En: The three friends mingled with the colorful crowd at the market.Tr: Yanlış malzemeleri düzeltmek için tekrar tezgahları dolaştılar.En: They went around the stalls again to correct the wrong ingredients.Tr: Her durak gülümseyen yüzlerle ve kahkahalarla doluydu.En: Every stop was filled with smiling faces and laughter.Tr: Emir, bir şeyin daha farkına vardı: Bu kaosun aslında eğlenceli bir yanı vardı.En: Emir realized something else: There was actually a fun side to this chaos.Tr: Günün sonunda, Emir’in hazırlamak istediği mükemmel parti olmadı belki ama Leyla ve Ahmet ile eğlenceli bir gün yaşadı.En: At the end of the day, maybe Emir didn’t throw the perfect party he wanted to, but he had a fun day with Leyla and Ahmet.Tr: Emir, mükemmellikten çok arkadaşlık ve birlikte olmanın daha değerli olduğunu anladı.En: Emir understood that friendship and being together were more valuable than perfection.Tr: Bu kargaşa onları daha çok birbirine yaklaştırmıştı.En: This chaos had brought them closer together.Tr: Pazar yerinden ayrılırken üç arkadaş da gülümsüyordu.En: As they left the market, all three friends were smiling.Tr: Çünkü aslında gerçek kutlama, yan yana olmak ve birlikte gülmekti.En: Because the real celebration was being side by side and laughing together.Tr: Tuliplerin ve tatlıların eşliğinde, hayatın sunduğu sürprizleri kucaklamak her zaman daha güzeldi.En: Accompanied by tulips and sweets, embracing the surprises life offered was always better. Vocabulary Words:bustling: cıvıl cıvıllively: hareketliadorned: süslüyorvendors: satıcılarreliable: güvenilirvegetable stall: sebze tezgahıcurrants: kuş üzümleriwalnuts: cevizjoyful: ...
まだレビューはありません