『Under Concrete: A Family's Hopeful Reunion』のカバーアート

Under Concrete: A Family's Hopeful Reunion

Under Concrete: A Family's Hopeful Reunion

無料で聴く

ポッドキャストの詳細を見る

このコンテンツについて

Fluent Fiction - Turkish: Under Concrete: A Family's Hopeful Reunion Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2025-11-28-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: Soğuk beton duvarların arasındaki dar koridorlar, su damlalarının yankısıyla doluydu.En: The narrow corridors between the cold concrete walls were filled with the echo of dripping water.Tr: Yeraltı sığınağının bağırsaklarına doğru yürürken, ışık zayıftı ama yeterliydi.En: As they walked deeper into the bowels of the underground shelter, the light was dim but sufficient.Tr: Emir, kafasındaki karışık düşüncelerle Leyla ve Kerem’i arıyordu.En: Emir was searching for Leyla and Kerem amidst the tangled thoughts in his mind.Tr: Havada sonbaharın serin meltemini hissedemese de mevsim hala onları etkiliyordu.En: Even though he couldn't feel the cool breeze of autumn in the air, the season still affected them.Tr: Sığınakta zaman farklı işliyordu.En: Time worked differently in the shelter.Tr: Günler araç gereçlerin tıkırtısı ve vantilatörlerin kesintisiz uğultusuyla geçiyordu.En: Days passed with the clatter of tools and the continuous hum of fans.Tr: Emir için bu izolasyon, zaman zaman boğucu geliyordu.En: For Emir, this isolation sometimes felt suffocating.Tr: Ama ailesini koruma fikri onu burada tutuyordu.En: But the thought of protecting his family kept him there.Tr: Kendini topladı ve hazırlıklı bir şekilde Leyla’nın oturduğu odaya doğru ilerledi.En: He gathered himself and moved purposefully towards the room where Leyla was sitting.Tr: Leyla bir köşeye yerleştirilmiş, eski bir sandalyede oturuyordu.En: Leyla was seated on an old chair placed in a corner.Tr: Saçları ona her zamankinden daha yorgun görünüyordu.En: Her hair seemed more tired than ever.Tr: Yüz ifadesi, ondaki bilgece ve sakin doğayı yansıtıyordu.En: Her facial expression reflected a wise and calm nature.Tr: Yanında Kerem, küçük el radyosunu kurcalıyordu.En: Next to her, Kerem was fiddling with a small hand radio.Tr: "Merhaba," dedi Emir, sesi hafifçe titreyerek.En: "Hello," said Emir, his voice slightly trembling.Tr: Leyla ona baktı, gözlerinde bir parça merhamet vardı.En: Leyla looked at him, a hint of compassion in her eyes.Tr: Kerem başını kaldırdı ve babasına merakla baktı.En: Kerem lifted his head and looked at his father with curiosity.Tr: "Emir," dedi Leyla sessizce, "Burada otur ve konuşalım.En: "Emir," said Leyla quietly, "Sit here and let's talk.Tr: Bir şeylerin üzerinde ağırlaştığını hissediyorum."En: I feel like something is weighing on you."Tr: Emir iç çekti ve yanlarına oturdu.En: Emir sighed and sat down with them.Tr: Bu onların tükenmez enerjisini ve gücünü kaybettiği bir andı.En: This was a moment when they had lost their inexhaustible energy and strength.Tr: Uzun süredir içinde taşıdığı suçluluk duygusu şimdi ellerinde ağırlık yapıyor gibiydi.En: The guilt he had been carrying for so long now seemed to weigh heavily in his hands.Tr: "Ben... Sizden uzakta kalmamın acısını hep hissettim.En: "I've always felt the pain of being away from you.Tr: Bir daha zor durumda kalmamanız için buradayız," diye söze başladı.En: We're here so you won't be in any trouble again," he began.Tr: "Ama kararlarım başta yanlış olabilir.En: "But my decisions may have been wrong at first.Tr: Siz ikiniz olmadan, bu kararları vermek beni çok zorladı."En: Making these decisions without you two was very difficult for me."Tr: Leyla yavaşça başını salladı.En: Leyla slowly nodded.Tr: "Biz de burada olmaktan korkmadık mı sanıyorsun?En: "Do you think we weren't afraid to be here?Tr: Ama senin hep bizim iyiliğimizi düşündüğünü bildik."En: But we always knew you were thinking of our well-being."Tr: Kerem, "Baba, biz burada güvendeyiz.En: Kerem added, "Dad, we're safe here.Tr: Ama dışarıda ne olacağımızı merak ediyorum," diye ekledi.En: But I wonder what will happen to us outside."Tr: Sesinde bir parça umut vardı, ama aynı zamanda endişe de vardı.En: There was a bit of hope in his voice, but also a trace of worry.Tr: Bu duygusal an, birbirleriyle paylaştıkları en derin kaygıları ve umutları açığa çıkarmıştı.En: This emotional moment revealed the deepest fears and hopes they shared with each other.Tr: Emir ellerini uzattı ve Leyla ile Kerem'inkilere dokundu.En: Emir reached out his hands and touched Leyla and Kerem's hands.Tr: "Bir gün yine hep birlikte, sığınağın dışında da evimiz olacak," dedi kararlılıkla.En: "One day, we will have a home outside the shelter together again," he said with determination.Tr: Sonunda, sessizlik yerini huzura bıraktı.En: Finally, the silence was replaced by peace.Tr: Uzun süren ayrılığın yarattığı mesafeyi aşmışlardı.En: They had overcome the distance created by the prolonged separation.Tr: Birbirlerine baktıklarında ...
まだレビューはありません